Anasayfa Duyuru Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Değişen Kanunlar Hakkında

Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Değişen Kanunlar Hakkında

27 Nisan 2020

Bilindiği üzere “Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”20 Şubat 2020 tarihinde yayınlandı. Bu kanun ile birlikte Gecekondu Kanunu, Arsa Üretimi ve Değerlendirmesi Hakkında Kanun, İmar Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Kıyı Kanunu, Yapı Denetimi Hakkında Kanun, Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun ve İskan Kanunu olmak üzere 9 kanunda değişiklikler yapıldı.

İlgili kanun değişiklikleriyle ilgili hazırlanan kitapçığa https://adanamimod.org.tr/static/adanamimod/doc/cbs-ve-degisen-kanunlar.pdf linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

İlgili kanunlar kapsamında;

1. Coğrafi Bilgi Sistemleri;

Coğrafi verilerin toplanması, üretimi ile mali ve cezai hükümleri kapsayan bu kanunla birlikte Türkiye’ye ait coğrafi verilerin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi kapsamında toplanması amaçlanmaktadır.

Değişen diğer kanunlarda da tekrar karşılaşacağımız bu veri sisteminde imar planlarıdijital olarak Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde toplanacaktır ve paylaşımı Bakanlığın belirlediğiusul, esas ve içeriklere göre yapılacaktır.

Gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin toplanan verilerin üretmesi, toplaması, satması veya paylaşılması Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın iznine bağlı olarak yapılacaktır. İzin bedeli 1/1000’lik pafta başına, yabancı gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri için 50 TL, yerli gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri için 25 TL’dir. İzin bedeli takvim yılı başından geçerli olmak üzere Bakanlık tarafından belirlenecektir. İzinsiz veri paylaşımı halinde de izin bedelinin 10 katı tutarında idari para cezası uygulanacağı belirtilmektedir. Verilerin kamu kurum ve kuruluşları arasında paylaşımı ücretsiz olarak yapılacaktır. Ayrıca Ulusal güvenliğe ilişkin hükümler ile fikrî, sınai ve ticari haklara ilişkin mevzuat hükümleri saklı kalmak ve veri üretmekle sorumlu kurumun uygun görüşü alınmak kaydıyla, veri madenciliği ve yeni veri üretimi konularındaki hasılat paylaşımına yönelik iş birlikleri kapsamında, kurum, kuruluşlar ve üniversiteler ile paylaşımı bedelsiz olarak yapılabilecektir.

Not: İzin ve bedelleri konusunda bir açıklamaya rastlanmamıştır. Belirsizliklerin genelgelerle netleşeceği anlaşılmaktadır.

2. 775 Sayılı Gecekondu Kanunu;

Bu kanunda gecekondu alanı olarak belirlenen alanlardaki uygulamalardaki yetki durumları ele alınmış ve belediyeler ile Toplu Konut İdaresi arasında yetki sınırları çizilmiştir.

22.03.2007 tarihli Gecekondu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca oluşturulan alanlarda Toplu Konut İdaresinin yetkili olduğu belirtilmektedir.

0203.1988 tarihli Gecekondu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun sonrası oluşturulan ve oluşturulacak alanlardaki uygulamalarda da Büyükşehir Belediyesi koordinatörlüğünde ilçe belediyelerinin sorumlu olduğu belirtilmektedir.

Not; bu madde kanuna ilave olarak eklenmiştir. 2007 yılından sonra 2012 yılında sadece bir madde eklenen söz konusu yasaya, Cumhurbaşkanlığı ibarelerinin eklenmesi bundan sonraki süreçte yetkiler hakkında bilgi vermektedir.

3. 1164 Sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun;

Bu kanun değişikliğiyle Toplu Konut İdaresi mülkiyetinde olan arsa ve arazilerin gerçek veya tüzel kişilerce işgal edilmesi halinde Toplu Konut İdaresi’ne tazminat alma hakkı ve taşınmazın tahliyesini yapma hakkı vermektedir. Ayrıca alınan bedelin %50’sinin genel bütçeye, kalan %50 sinin ise Toplu Konut İdaresi bütçesine kaydedileceği belirtilmiştir.

Not; Araştırıldığında bu konu ile ilgili herhangi bir düzenlemeye rastlanmamıştır. Para cezalarının eklenmesinin işgallerin engellenmesinde yeterli görünmesi yadırgayıcıdır. 

4. 3194 Sayılı İmar Kanunu;

İmar Kanununda yapılan değişiklikler tüm bu torba kanun içerisinde sektörü en çok etkileyen değişikliklerdir. İmar planı değişiklikleri ve revizyonları ile şehir planlama koşullarında köklü değişiklikler olacak ve önümüzdeki bir yıl içerisinde hakkında en fazla tartışılan maddeler bu kanun içerisinde olacaktır.

Genel olarak kanun değişikliği imar planı veya parselasyon planlarının arşiv oluşturmak ve Bakanlıkça oluşturulacak elektronik ortama yüklenmesi hedeflenmektedir. Hazırlanan planların, plan değişikliği veya revizyonlarının askıya çıkacağı yer ve askı süresi hakkında süreler belirtilmiştir. Ayrıca planların herkes tarafından görülebilecek şekilde ilan edilmesi gerektiğinin altı çizilmiştir.

Tüm bu torba kanun içerisinde, en fazla tartışılan ve akıbeti merak edilen bölüm ‘bina yükseklikleri; hençok serbest olarak belirlenemez.’bölümüdür. İlgili idare meclislerinin; bina yüksekliği hmax serbest olan bölgelerde 1/7/2020 tarihinden başlamak üzere 1/7/2021 tarihine kadar imar planı değişikliği yapması gerektiği ve hmax serbest olan bölgelerin mevcut teşekküller ve siluet dikkate alınarak kat yüksekliği belirlemesi gerektiği belirtilmiştir.

İmar Kanunun ilgili maddesine eklenen bu madde ve geçici madde olarak eklenen ‘Bina yüksekliği serbest olarak belirlenen yerlerde yapı ruhsatı düzenlenmez.’ bölümü, bu kanun değişikliği yapıldığı tarihten önceki imar planlarında bina yüksekliği hmax serbest olarak belirlenen bölgelerin akıbetini tartışılır hale getirmektedir. Bu maddenin uygulanma tarihinin ne zaman başlayacağı konusu yakından takip edilerek üyelerimiz bilgilendirilmiştir. Bu süreçte, şubemiz ve ruhsat vermeye yetkili ilçe belediyeleri yazışmalar vasıtasıyla ile bakanlıkla iletişime geçmiş Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın vermiş olduğu görüş doğrultusunda 01.07.2020 tarihine kadar ruhsat vermeye engel bir durum olmadığı açıklığa kavuşturulmuştur.

Ayrıca, ilgili idare meclislerinin; 01.07/2021 tarihine kadar sanayi alanları, ibadethane alanları ve tarımsal amaçlı silo yapıları hariç olmak üzere bina yüksekliği belirlenmemiş alanlarda bina yüksekliği belirlemesi zorunlu hale getirilmiştir. Bina yüksekliği belirlenmemiş alanlarda 01.07/2020 tarihinden sonra ruhsat düzenlenemeyeceği gerek kanunda gerekse de bakanlık tarafından yayınlanan görüşlerde belirtilmiştir. Yakından takip ettiğimiz ve önlemlerin hatırlatılmasına dönük çabalarımızın bir parçası olarak konu, ilgili tüm idarelere gerekli yazışmalar yapılmak suretiyle hatırlatılmıştır.

Kanunun bir diğer maddesinde “…imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir...”denilmektedir. Yürürlükteki imar planı ve mevzuatına uygun olarak ruhsat alınmış ve inşaatı tamamlanmış yapılarda yapı kullanma izin belgesi de düzenlendikten sonra imar planına dava açılması ve iptali durumunda mevcut yapılaşmanın akıbeti tam olarak belli değildir. Konu, açıklığa kavuşturulmak üzere bakanlığa iletilmiştir.

Not; konunun detayları hakkında ilgili bakanlığa sorular sorulması gerektiği kanaatindeyiz.

Ayrıca, maddelere ek olarak, söz konusu kanunda yapılan bazı değişiklileri de bilgilerinize sunmak isteriz;

a. Parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklikleri yapılamayacaktır.

b. Ada bazlı yapılacak plan değişikliklerinde teknik, kültürel ve sosyal altyapının 500 metre yarıçapında karşılanması zorunlu kılınmıştır. Adadaki taşınmaz maliklerinin tamamının onayı alınarak yapılacak plan değişikliği ile arsa değerinin artması halinde Değer Artış Payı alınacaktır. İmar planı değişikliği ile taşınmazlarda oluşan değer artışları için Bakanlığa en geç ruhsat aşamasında veya taşınmazın ilk satışında Değer Artış Payı ödenecektir. Değer Artış Payı ödenmeden taşınmazlarda ruhsat işlemleri yapılmayacaktır.

c. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki alanlarda, kamu yatırımları ile kamu mülkiyetindeki alanlarda, mazbut ve mülhak vakıflara ait alanlarda yapılacak plan veya plan değişiklikleri ile imar planlarında yençok: serbest olarak belirlenmiş yüksekliklerin 8 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen usullere göre yapılacak plan değişikliklerinde bu madde hükümleri uygulanmayacaktır.

d. Bir diğer değişiklik konusu da köylerde yapılacak yapılar hakkındadır. Bu değişiklikle öncelikle proje incelenmesinin valilik tarafından yapılacağı ve muhtarlığa bilgi verileceği belirtilmektedir. Ruhsatsız ya da ruhsat eki projelerine aykırı olarak yapılan yapıların muhtarlık tarafından tespit edilmesi ya da öğrenilmesi durumunda konunun ivedilikle valiliğe bildirilmesi şarttır. Ruhsat eki projelerine uygun olmayan yapının tespitini teknik personel olmayan muhtar tarafından nasıl tespit edileceği denetim mekanizmasını güçsüzleşmesine neden olacaktır.

e. Bu kanunun en radikal değişikliklerinden birisi de ruhsat ekine aykırı yapılmış yapılar hakkında yapılacak işlemlerdir.

Ruhsat ekine aykırı yapıldığı tespit edilen yapılar, ilgili idare tarafından en geç 7 gün içerisinde Tapu ve Kadastro Müdürlüğü’ne bildirilecektir ve tapulara o konu hakkında şerh düşülecektir. Aykırılık giderilene kadar da şerh kaldırılamayacaktır. Buradaki amaç, taşınmaz satın alan kişilerin aldığı mülk ile ilgili durumlardan daha net biçimde haberdar edilmeleridir.

Ruhsat ekine aykırılığı tespit edilen yapıların 1 ay içerisinde aykırılığı gidermediği durumlarda ve hakkında yıkım kararı alınan yapıların 6 ay içerisinde yıkılmaması durumunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yıkım işlemini gerçekleştirmeye yetkili olduğu vurgulanmaktadır. Kanun değişikliğinin yayımlandığı tarihten önce hakkında yıkım kararı alınan yapılarda bu işlemler uygulanmayacaktır.

Ruhsat eki projelerine aykırılığın 6 iş günü içerisinde ilgili idareye bildirilmemesi halinde yapının fenni mesullerine 1000 Türk Lirasından az olmamak üzere yapının yeri, cinsi ve niteliğine göre idari para cezası uygulanır denilmektedir.

Bu eklenen maddelerle mevcut yapılaşmalarda ruhsat eki projelerine aykırılığın çok sıradanlaştığı inşaat sektöründe aykırılıkların önüne geçilmeye çalışıldığını düşünmekteyiz. Kaçak veya ruhsat ekine aykırı yapılaşma yeni imar barışlarını doğuracaktır ve bu konu ancak keskin önlemlerle önlenebilecektir.

f. İmar barışı sonucunda Yapı Kayıt Belgesi alınan ruhsatsız yapılarda güçlendirme ruhsatı verilemiyordu. Kanuna eklenen geçici madde ile bu yapılara güçlendirme yapılabileceği belirtilmiştir. Ruhsatsız yapılara güçlendirme ruhsatı verilememesinden dolayı bu madde şu an için kullanılamamaktadır. Bu konu ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından önümüzdeki günlerde bir genelge ve form yayınlanması beklenmektedir.

5. 1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanunu;

Basında lüks vergisi adı ile anılan ve bina vergi değeri yüksek olanlardan alınacak olan ‘Değerli Konut Vergisi’Emlak Vergisi Kanununa eklenmiştir.

Buna göre; bina vergi değeri; 5,000,000 TL ile 7,500,000 TL ‘e ye kadar olan binalardan binde 3, değeri; 7,500,000 TL ile 10,000,000 TL arasında olan binalardan binde 6, 10,000,000 TL üzerinden ki binalardan ise binde 10 ek vergi alınacağı belirtilmektedir.

Genel ve özel bütçeli idareler, belediyeler, üniversiteler, Toplu Konut İdaresine ait binalar, yurt içerisinde tek mesken nitelikli gayrimenkulü bulunanlar ve birden fazla bu vergi kalemine dahil olan taşınmazı bulunan kişilerin en düşük fiyatlı binası bu kanun ile getirilen vergiden muaf tutulmuştur.

Bina vergi değeri belirlenirken Tapu ve Kadastro Müdürlüğü’nce belirlenen değer değiştirilerek bu kanunda tariflenen emlak değer belirleme kriterleri esas alınacaktır. Bu da Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinde satış bedelinin düşük gösterilmesi durumunda da binanın değerinin yeniden hesaplanacağı anlamına gelmektedir. Bu kanunla düşük vergi ödenmesinin önüne geçilmek amaçlanmaktadır.

Bu kanun değişikliği her ne kadar 22 Şubat 2020 tarihinde yayınlansa da 2021 yılında yürürlüğe girecektir. Ayrıca ‘yürürlüğe gireceği tarihi 1 yıl kadar daha ertelemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.’ denilmektedir. Kamuoyunun tepkisi ölçülerek bu kanun değişikliğinin akıbetine karar verileceğini düşünüyoruz.

6. 3621 Kıyı Kanunu;

Bu kanun değişikliği, genel olarak kıyılarda yaratılacak moloz dökme, kazı yapma, kum çekme gibi tahribatın önüne geçmeyi hedeflese de kıyılarda imar planı kararı ile yapılabilecek inşaat faaliyetleri genişletilerek ‘millet bahçeleri’nin bu gruba eklenmesini sağlamıştır.

Not; Bu kanunda kıyıların, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olarak düzenlenmesi gerektiğinden bahsedilmektedir. Ancak kanun ekinde koordinatı verilen Bitlis Ahlat’ta Van Gölü kıyısındaki bir alana resmi kurum yapılabileceği hükmü de getirilmiş olması son derece çelişkili bir durumu ortaya koymaktadır.

Bunlar dışında da 11.07.1992 tarihinden önce yürürlükteki mevzuatına uygun olarak yapılan sahil şeridinde kalan yapılarda; kat mülkiyeti tesis edilememek, mevcut kontur ve gabari aşılmamak kaydı ile yöreye uygun cephe tadilatı ve onarımı ile güçlendirme yapılabileceği belirtilmektedir.

Not; Yapılaşmaya açılan kıyıların çok kısa sürelerde tahrip oldukları ve doğal yapılarının bozulduğu çok sık görülmektedir. Yarımada statüsündeki ülkemizde iç deniz ve göllerin de bulunmasıyla sayısız kıyı alanları ve doğal güzellikler bulunmaktadır. Kıyı alanlarında yapılan yapılar veya doğal yapısına uygun olmayan uygulamalar kamuya ait alanların yok olması ile sonuçlanmaktadır. Son olarak Salda Gölü kıyısında bu kanun hükümlerinden yola çıkılarak yapılmaya çalışılan uygulama, çevreye vermiş olduğu geri dönülmez zararlar nedeniyle hem toplumun hem de yetkili kurumların tepkisine neden olmuştur. Doğal güzelliklerimizi en küçük dahi olsa yapılaşmaya açmadan tüm kesimlerineşit olarak kullanabileceği şekilde gelecek nesillere taşımamız hepimizin görevidir.

7. 4708 Yapı Denetimi Hakkında Kanun

a. Yapı Denetimi Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikler genel itibariyle idari para cezalarının artırılmasına yönelik olmuştur. Yapı denetim sistemindeki kavramsal sorunlar giderilmeden para cezalarını artırılmasının caydırıcılığının olmayacağını düşünmekteyiz. Yapı denetim firmalarında çalışan teknik personellerin sorumlu oldukları inşaat alanlarının tam anlamıyla denetlenmesinin mümkün olmadığı durumlarda denetim mekanizması sağlıklı bir şekilde çalışamayacaktır. Bu da imalat açısından sorunlu ve projelerine uygun olmayan imalatlar doğuracaktır. İdari para cezalarının artırılmasından önce denetim mekanizmasının sorunlarının çözülmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Not; Bu konu hakkındaki düşüncelerin ilgili Bakanlıkla paylaşılması gerekli görünmektedir.

b. Ayrıca, yapı denetim firması ortakları, denetçi mimar veya kontrol elemanı olarak çalışan kişiler mesleki veya inşaat alanında başka bir ticari eylemde bulunmaları, laboratuarlara ortak olmaları kanun değişikliğinden önce “yasaktır” denilirken, bu değişiklikle ceza hükmü belirtilerek “10,000 TL idari para cezası uygulanır”denilmektedir.Daha önce kesin bir dille yasaklanmış olduğu belirtilirken, yeni düzenlemenin bu konuda caydırılıcı olmadığı kanaatindeyiz.

c. Çalıştığı yapı denetim firmasının 3 ayrı ceza almasına neden olan denetçi mimar, mühendis veya kontrol elemanları 3 yıl süreyle yapı denetim firmaları veya laboratuvarlarda çalışamaz denilmektedir.

Ayrıca, değişiklikten önce “İlgili meslek odaları, yapı denetim veya laboratuvar kuruluşlarına bu madde uyarınca idari yaptırım uygulanmasına sebep olan denetçi mimar ve mühendisler ile diğer mimar ve mühendisler hakkında, kendi mevzuatına göre cezai işlem yaparak neticesini Merkez Yapı Denetim Komisyonuna bildirir.” Olarak düzenlenen madde; “ Bu Kanun hükümleri çerçevesinde görevini yerine getirmediği tespit edilen mimar ve mühendisler hakkında meslek odaları, kendi mevzuatı uyarınca cezai işlem yaparak neticesini Bakanlığa bildirir.” olarak yeniden düzenlenmiştir.

d. Ayrıca,bu Kanun hükümlerinin uygulanması sırasında, yapı denetim kuruluşunun icraî veya ihmalî davranışla yeni iş almaktan men cezası uygulanmasını gerektiren fiiller nedeniyle görevini kötüye kullanan ortakları, yöneticileri, mimar ve mühendisleri, yapı müteahhidi, şantiye şefi, proje müellifi gerçek kişiler ile laboratuvar görevlileri, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilmektedir. Yani yapılan değişiklikle birlikte ceza gerektiren faaliyetlere şantiye şefleri de eklenmiştir. Dolayısıyla, şantiye şefliği görevi alacak meslektaşlarımızı bu vesile uyarmak isteriz.

Özetle; yapılan değişikliklerle genel olarak ceza işlemleri artırılmış ve sorumlu tutulan kişiler genişletilmiştir. Yapı denetim firma ortakları, denetçi mimarlar, kontrol elemanları ve şantiye şeflerinin ilgili kanun ve yönetmeliklere uygun hareket etmesi önem arz etmektedir.

Bu itibarla; yapılan düzenlemelerle ihmal veya önemsenmeyen hatalardan dolayı ceza alınması kaçınılmaz gözükmektedir. Bu tür mağduriyetler yaşanmaması için üyelerimizin, çalışma koşullarını yeniden ele almaları ve yapacaklarımesleki hizmetin sorumluklarının bilincinde olarak işe başlamaları tavsiye edilmektedir.

8. 4735 Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu;

Bu kanun değişikliği ile mevcut kanuna iki madde ilave edilmiştir.

Birincisi; bu kanuna göre düzenlenecek yapım ve yapım işlerine ait danışmanlık hizmet işlerine ilişkin sözleşmelerin uygulayıcı olarak Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde bulunan Yüksek Fen Kurulu Başkalığı görevlendirilmektedir.

İkinci ek maddede de; yüklenici firma ile ilgili idareler arasında çıkan anlaşmazlıklar hakkında karar verme görevi de Yüksek Fen Kurulu’na verilmiştir.

Not; 1934 yılından bu yana yapı yaklaşık maliyetlerini, ihaleler için poz numaraları, iş kalemleri ve fiyatları belirleyen Yüksek Fen Kuruluna yeni bir görev verilmiş görünmektedir.

9. 5368 Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun

Bu kanun değişikliği, lisanslı harita kadastro mühendislerinin lisans süreleri boyunca serbest mühendislik hizmetleri veremeyeceğini ve bu firmalara ortak olamayacaklarını belirtmektedir.

Ayrıca, kanun yürürlüğe girdiği tarihten öncekiler hariç olmak üzere 65 yaşını doldurmuş olan lisanslı harita ve kadastro mühendislerinin lisanslarının iptal gerekçesi olduğu maddesi eklenmiştir. Bu madde kapsamında kanun değişikliği yayımlandığı tarihten önce 65 yaşını doldurmuş kişiler için lisans iptal koşulu iki yıl sonra yürürlüğe gireceği geçici madde ile açıklanmıştır.

10. 5543 İskan Kanunu

İskan Kanunu’nun amacı; göçmenlerin, göçebelerin, yerleri kamulaştırılanlar ile millî güvenlik nedeniyle yapılacak iskân çalışmalarını, köylerde fiziksel yerleşimin düzenlenmesine ilişkin uygulamaya esas şartları ve alınacak tedbirleri, iskân edilenlerin hak ve yükümlülüklerini düzenlemektir.

Bu kanun değişikliğinde de göçmen başvurularında göçmenlere verilecek hizmetlerin Kızılay Derneği yardımıyla İç İşleri Bakanlığı’nın vereceği belirtilmektedir. Ayrıca İskan Kanunu kapsamında verilen taşınmazlara da bir takım vergi ve harç muafiyeti getirilmiştir.