MESLEĞİMİZE, HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ!
28 Mayıs, 2015.

Merkezi idare tarafından gündeme getirilen yasa taslakları ile yürürlüğe konulan yasa ve yönetmelikler; bir yandan ülkemizdeki tüm yapılı ve doğal çevreyi olumsuz etkileyecek; doğal, kültürel, tarihi ve mimari mirasımızın neredeyse yok olmasına neden olacak değişiklikler içerirken; bir yandan da meslek alanımızı, mesleğin uygulama biçimini değiştiren ve doğrudan etkileyen kabul edilmesi olanaksız değişiklikler içermektedir. 

Bunlardan en sonuncusu olan; Mevzuat Hazırlama Usûl ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe aykırı olarak hiçbir Meslek Odasından görüş alınmadan hazırlanarak, 1 Haziran 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile bir yandan yapılı ve doğal çevrenin planlama süreçlerine aykırı biçimde yoğun yapılaşmasının önü açılmaya çalışılmakta, antidemokratik bir yaklaşımla yerel yönetimlerin yetkileri budanarak, yetkiler merkezi idareye aktarılmakta; diğer yandan mesleki haklarımızın gasp edilmesinin yolu açılmakta; mesleki haklarımız hiçe sayılmaktadır. Bugüne kadar torba yasa taslaklarıyla gündeme gelen hemen türlü değişiklik önerisinin bu yönetmelikle hayata geçirilmesinin amaçlandığı görülmekte ve yönetmelikte yapılan değişikliklerle;

Ülkemiz coğrafyası, yerel özellikleri ve kültürel çeşitliliği dikkate alınmaksızın yerel idarelerin yapacağı düzenlemeler tek tipleştirilmek suretiyle, kimliksiz, tek tip yapılaşmanın yolu açılmaktadır. Yönetmelikle getirilen düzenlemelerle yerel yönetimin planlama, yapılaşma konularında karar alma mekanizması, demokratik karar alma süreçlerini hiçe sayarak, belediye başkanını atamasıyla yetki kullanacak bürokratlara bırakılmaktadır.

Yapılaşmaya yönelik değişikliklerle, planlama süreçleri göz ardı edilerek sadece yönetmelik düzenlemeleriyle doğal, tarihi, çevrenin, kıyıların, yeşil alanların, tarım, orman ve mera alanlarının yoğun yapılaşmasının yolu açılmakta ve bugüne kadar plana, mevzuata aykırı olarak gerçekleştirilen yapılaşmaya af yolu açılmaktadır.

Meslek Odaları dışlanarak, yerel yönetim ve odaların eşgüdümlü çalışmalarının yolu kapatılmak suretiyle Odalarımızca bugüne kadar gerçekleştirilen sayısız tespitler sonucunda idarelere bildirilen ve yasal işlem başlatılan yetkisiz – sahte ûnvan kullanımının denetimsiz bir biçimde artmasının yolu açılarak gerek meslek mensupları gerekse halkın mağdur edilmesinin yolu açılmaktadır. 

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 4117 sayılı Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına Dair Bern Sözleşmesi'nin Kabulüne Dair Kanun ile Anayasamıza aykırı olarak; “mimari projeler” in eser olarak kabulü, idarelerde kurulacak “estetik kurul” kararına bırakılmaktadır. “Bu komisyon tarafından özgün fikir ifade etmediğine karar verilen mimarlık eser ve projelerinin değişikliklerinin ilk müellif dışında farklı bir müellif tarafından hazırlanması halinde bütün sorumluluk değişiklik projesini yaptıranlar ve projeyi hazırlayanlarda olmak üzere idarelerce ayrıca ilk müellifin görüşü aranmaz” denilerek meslek mensuplarının müelliflik hakları hukuka aykırı olarak ortadan kaldırılmaktadır. İdarelerin yapı ruhsatı düzenlenmesi sırasında, müelliflerin 5846 sayılı yasadan kaynaklanan haklarını gözetme sorumluluğu kaldırılarak, proje müelliflerinin haklarının gasp edilmesinin yolu açılmaktadır.

Sicil durum belgesi zorunluluğunun kaldırılmasından sonra, idarelerce Odamıza iletilen Yapı Ruhsatlarının incelenmesi sonucunda, yüzlerce yetkisiz unvan kullanımı, sahte mimar tespit edilerek ilgili idarelere ve Bakanlığa bildirilmiş ve yasal işlem yapılması talep edilmiş; üyelerimizin hak kayıplarının önüne geçilmesi amacıyla yoğun bir çalışma yürütülmüş ve halen yürütülmeye devam edilmektedir. Yapılan yönetmelik değişiklikleriyle, mimar ve mühendislerin mesleki haklarının iyileştirilmesine yönelik herhangi bir düzenleme getirilmezken, meslek mensuplarının çok büyük bir çoğunluğunun esnek ve güvencesiz çalışma ortamına zemin hazırlanmakta; mimar ve mühendisler işsizlik ile karşı karşıya gelmektedir.

Kamu yararı ilkesine aykırı olarak; insana, doğaya, tarihe, kültüre ait değerlerin yok olmasının yolunu açan; ülke kaynaklarını denetimsiz şekilde insan unsuru ile ilişkilendirilmeyecek “marka şehir”lere heba eden; yerinden yönetim kuruluşlarını demokratik esaslara aykırı olarak merkezi idarenin emrine amade eden; kentsel mekanın oluşumunda demokratik katılımı yok sayarak yetki ve kararı merkezi idareye bırakan; tarihsel geçmişe, dünyadaki gelişmelere, evrensel meslek kuram ve kurallarına ve hatta benimsenmiş serbest rekabet ilkesine aykırı olarak, ülke mühendis ve mimarlarını yok sayan; mimarların telif haklarını yok eden düzenlemelerin en kısa sürede geri çekilerek; bu tür düzenlemelerin tüm taraflarla birlikte, ülke gerçeğine ve meslek mensuplarının sorunlarına cevap veren ve bakanlık, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları gibi tüm tarafların demokratik katılımını esas alan çalışmalar sonucunda gerçekleştirilmesi gerektiği;

Değerli kamuoyumuza saygıyla duyurulur.

 

TMMOB MİMARLAR ODASI