KUZEY MARMARA OTOYOLU TMMOB KOCALİ İL KOORDİNASYON KURULU GÖRÜŞÜ
19 Mayıs, 2015.

KUZEY MARMARA OTOYOLU

TMMOB KOCALİ İL KOORDİNASYON KURULU GÖRÜŞÜ

 

Kentlerimizi otomobillere tutsak hale getiren karayolu öncelikli ulaşım politikaları sonucu, tarihsel, doğal ve çevresel değerler büyük oranda yok edilmiş ve yok edilmeye de devam edilmektedir.

 

Bu “karayolcu” politikalar yeni Boğaz Köprüsünü ve devamındaki Kuzey Marmara Karayolunu bir çözüm olarak karşımıza çıkarmıştır. Oysaki İstanbul’un, Boğaziçi ve FSM karayolu köprülerinin kente olumsuz etkileri bizzat yaşanarak yıllar içinde görülmüştür.

 

Özellikle FSM Köprüsü, TEM Otoyolu ve bağlantı yolları yapıldıktan sonra kentin kuzeyindeki ormanlar, içme suyu havzaları ve tarım arazileri büyük oranda zarar görmüş ve bu zarar son yıllarda daha da artmıştır. Boğaziçi’nde kaçak yapılaşmalar hızla artmıştır. Örneğin Ömerli Havzası üzerinde nüfusu 500 bini aşan Sultanbeyli, Samandıra ve Sarıgazi kaçak kentleri kurulmuştur.

 

 Bu örnekler çoğaltılabilir. Köprüler yapıldıktan sonra, iddia edildiği gibi, her iki köprü de ulaşım sorununu çözememiş, aksine çarpık kentleşmeye yol açmıştır.

 

Biz bu sonuçların farkındayız. Yaşadığımız kenti fiziki, sosyal, doğal değerleri ile çok iyi tanıyanlar olarak ve aynı zamanda kente dair karar ve uygulamaların nasıl gerçekleştiğini bilenler olarak, yeni olası otoyol üzerinden Kocaeli’yi değerlendirmek istiyoruz.

 

Otoyol, İstanbul sınırlarını aşıp Balçık, Pelitli’den Gebze’ye ulaşıyor, Dilovası’nın Çerkeşli, Demirciler köyleri sınırlarından geçecek ve daha sonra, Tavşancıl’ın üstündeki köylerden geçen yol, Körfez ilçenin Kalburca, Dereköy ve Belen köylerinin sınırlarından Derince’ye doğru ilerleyecek. Derince ilçe sınırları içinde Toylar köyünün altından İzmit’e doğru ilerleyecek. İzmit sınırlarına gelindiğinde yol, Kabaoğlu, Sekbanli ve Sepetçi köyleri sınırları içerisinden geçecek. Yassıbağ köyünün altından geçecek yol, Emirhan, Biberoğlu, köylerinden geçerek, Gedikli ve Karaabdülsan köylerine doğru ilerliyor. Kurttepe, Avluburun’dan ilerleyen yol, Eşme Ahmediye köyünden Kocaeli sınırlarını terk edip, Sakarya sınırına ulaşıyor.

 

Birçok köy ismi saydık… Köyler, bildiğimiz gibi bizim yegane tarım alanlarımızdır. Yani günümüzde yok olmaya yüz tutmuş kırsal yaşam alanlarımız, özel üretim alanlarımız, beslenme kaynağımız, yaşam kaynağımız… Kırsalda tarımı tamamen yok etmek istiyorsak, yani doğanın dengesini bozmak, tarım toprağını yok etmek, köylünün üretmesini engellemek, gıdada kent dışına bağımlı kalmak, tarımla uğraşan pek çok köylüyü işsizliğe sürüklemek istiyorsak  işte bu otoyol bir fırsat….

 

Köylü tarlasını bağını bahçesini otoyola satacak, işsiz kalacak, bir umutla kentte bir hayat seçecek… Oysa biz bilim insanları olarak sağlıklı yaşamak adına kırsal yaşamı destekliyor, kentlere göçün yarattığı olumsuzlukları, sağlıksız kentleşmeleri, kentlileşememeleri çok iyi biliyoruz.

 

Yıllarca karayoluna endeksli ulaşım politikaları ile olagelen plansız süreçte, yol aksları üzerindeki kaçak yapılaşmalarla yerleşim alanlarımız meydana gelmiştir. Bu yeni aks ile yine aynı şeyin olacağını ve mevcut tarım alanları, orman alanları ve sanayi alanları içinden yönlenen güzergahta; altyapısı tamamen olmasa da hazır gibi görünen bu aks doğrultusunda kontrolsüz konut ve özellikle sanayi yapılaşması başlayacak, kent yine ranta yenik düşecektir.

 

Bakanlıkça yeni yolun gerekçesi anlamında ; “Başta şehir içi ulaşım olmak üzere transit trafikte yaşanan ve gittikçe ağırlaşan sorunlara çözüm bulmak ve İstanbul şehir içi trafiğini rahatlatmanın yanı sıra, doğudan batıya, batıdan doğuya ticaretin yüzde 95'inin gerçekleştirildiği bu koridorda yeni bir projeyi hayata geçirmek elzem bir durum haline gelmiştir” denmektedir.

 

 Ancak, İstanbul Kocaeli ve Sakarya kentlerinin mevcut  ulaşım aksları ile nasıl entegre olacağı açık değildir. Bu otoyolun kentlerden geçip yine TEM otoyoluna bağlanması planlanmaktadır. Böylece TEM otoyolunun bağlantı noktaları başta olmak üzere tamamında sorunlar artacaktır.

 

İstanbul Kocaeli ve Sakarya kentlerinin mevcut ulaşım sorunları çözümlenmemişken, sorunlu ulaşım güzergahlarına bir yeni aksın ilavesi, yani yeni bir yoğunluğun getirilmesi kentin sorununu nasıl çözecektir?

 

Ülke, bölge ve kent ölçeklerinde yapılacak planlamalar ile bu yolun gerekliliği, geçtiği güzergahın doğruluğu ne kadar tartışılmıştır, bilinmez.

 

Kocaeli’de neredeyse kent merkezi sayılabilecek noktada Solaklar, Durasan, Bayraktar, Eseler, Uzunbey, Emirhan, Biberoğlu köylerinin verimli toprakları bir otoyol uğruna tehdit edilmektedir. Bu köylerin hemen yanı başında bulunan OSB alanları da kırsal yaşam için tehlikedir. Otoyol ve OSB birlikteliğinde ise bu bölgede kısa zamanda kırsal yaşamın tarımın sona ereceği ve sanayi alanlarının artarak tüm köy alanlarını işgal edeceği ortadadır. Zira otoyol tarım alanlarını verimsizleştirecek, insanları sağlıksızlaştıracak ve köylü köyünü tarlasını terk edecektir. Verimsiz tarım alanlarının yeni kararlar ile sanayiye dönüşmesi ise olmayacak iş değildir, çünkü ülkemizdeki planlama anlayışı arz talep ilişkisi ile gerçekleşmektedir. Arz talep ilişkisi doğru olabilecek bir ilişki iken, halen bilinçsiz olan toplumca, baskılara maruz yönetimlerce farklı yorumlanmaktadır.

 

Şehirlerarası transit ulaşımı, taşımacılığı kent içi trafikten soyutlayarak çözeceği ifade edilen otoyolun, kent ile entegre olduğu noktalarda sorunlar olacaktır. Tüm dünyada taşımacılık için deniz ve demir yolu tercih edilirken doğaya ve yaşama zarar verecek bu çözümü çağ dışı buluyoruz.

 

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nin ÇED raporu hazırlanması gereken projeler listesinde otoyollar da bulunmaktadır. ÇED Raporu olmadan proje hayata geçirilemez ve bu raporların hazırlanması öncesinde yönetmeliğin 9. maddesine göre “Halkın Katılımı” toplantılarının düzenlenmesi gerekmektedir. Bunun için de Kuzey Marmara Otoyol Projesinin geçtiği her yerde, ÇED Halk Katılımı toplantılarına katılıp fikirlerimizi anlatmamız gerekmektedir.

Aynı zamanda karayollarınca hazırlanan bu güzergahın planlara işlenmesi ile başlayacak olan askı sürecinin de takibi ve gereğinin yapılması için çalışmalıyoz.

 

TMMOB olarak kamu ve toplumsal sorumluluklarımız gereği, tüm meslek örgütleriyle, toplumla, kente ve çevreye duyarlı tüm kesimlerle birlikte, demokratik uyarı görevimizi yerine getiriyoruz. Farklı uzmanlık alanlarında, ama aynı amaç için, sağlıklı yaşam için, mücadele verirken, 3.köprüyü ve buna bağlı gelişen kuzey Marmara Otoyolunu öncelikli bir gereklilik olarak görmüyoruz. Bu görüşümüzdeki bir başka gerekçe de; Marmaray’ın tamamlanıp çalışmaya başlaması beklenmeden, yani Marmaray’ın ulaşıma katkısı gözlemlenmeden 3. bir köprüye karar verilmiş olmasıdır.

 

Ulaşım politikalarımızın karayolu dışında geliştirilmesini, araç değil insan merkezli olmasını, taşımacılık kavramına insan taşımacılığının dikkate alınmasını ve bu bağlamda toplu taşımanın geliştirilmesini, mevcut ulaşım sisteminin çözümlenmeden yeni aksların mevcuta eklenmemesini, doğal, tarihi miraslar ile sosyal-kültürel yaşamın korunması önceliğinde bölge planları ile başlayan master planlar yapılmasını diliyoruz.