Mimarlar Odası 45. Dönem 1. Merkez Danışma Kurulu Toplandı
26 Aralık, 2016.

DEMOKRASİ VE YAŞAM DEĞERLERİ İÇİN DAYANIŞMA ÇAĞRISI!

Ülkemiz hukuksuzluğun, demokrasi ve uygarlaşma karşıtı uygulamaların, temel insan hakları ihlallerinin, baskı ve şiddet politikalarının egemen olduğu, Cumhuriyetin bütün kazanımlarının ve kültürel mirasının yok edildiği karanlık bir dönemden geçmektedir.

15 Temmuz 2016'da yaşanan "darbe girişimi" bahane edilerek 21 Temmuz 2016 tarihinde Olağanüstü Hal ilanı ve çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler yoluyla yaşamın her alanında baskıcı ve otoriter uygulamalar yürürlüğe konmuştur.

Bu çerçevede kamu kurumlarına, çalışanlarına, doğal ve kültürel miras alanlarında sermaye odaklı yapılaşmaya, temel insan hak ve özgürlüklerine dair pek çok düzenleme gerçekleştirilmektedir. Hukuka aykırı düzenlemeler yoluyla kamu kurumlarının yapıları değiştirilmiş veya kapatılmış, çalışanları tasfiye edilmiş, yükseköğretim kurumlarının özerk yönetim yapılarında yer alan rektörlük seçimleri kaldırılmış, basın-yayın organları ve sivil toplum kuruluşları kapatılmıştır.

Toplumsal ve sosyo-kültürel yapıya dair bu düzenlemelerin yanı sıra; ülkemizin tamamında, kentsel ve kırsal alanların, tabiat varlıklarının, koruma alanlarının, ormanların, kıyıların, milli parkların, doğal sit alanlarının, meraların, yaylaların ve kışlakların yapılaşmaya açılarak metalaştırılmasına ve sermayeye tahsisine yol açacak pek çok kanun ve mevzuat değiştirilmektedir.

Nükleer santraller, köprüler ve otoyollar, havaalanları, hidroelektrik santraller, kanallar gibi birçok projenin, çevreye olan etkileri değerlendirilmeden uygulanabilmesinin önü açılmıştır. Sermaye birikim süreçlerinin yeniden yapılandırıldığı kentsel dönüşüm uygulamalarıyla; Anayasa ile koruma altına alınan, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam ve mülkiyet hakları yok sayılmakta, doğal ve yapılı yaşam çevrelerine el konmaktadır.

Hukuki ve kamusal denetimi devre dışı bırakan bir anlayış ile yürürlüğe sokulan düzenlemeler ve hayata geçirilen projelerle ilgili; meslek kuruluşları, üniversiteler ve hatta kamu kurumları tarafından düzenlenen raporlar göz ardı edilmektedir. İzlenen tutarsız ve hukuksuz politikaların önünde engel olarak görülen; toplumun nitelikli mimarlık ve planlama hizmetlerine erişiminin sağlanması, bu hizmetlerin kamu yararına yürütülmesi için çalışmalarını sürdüren meslek örgütlerinin kamusal ve özerk yapılarında değişiklikler öngörülmekte, bu hizmetler ve üretim süreçleri değersizleştirilmektedir.

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının teşkilat ve mali yapıları, faaliyetleri, denetimleri, organlarının seçimlerine dair esasların değerlendirilmesi hakkında 2009 yılında düzenlenen raporla başlayan meslek kuruluşlarının işlevsizleştirilmesine dair süreç; Kanun Hükmünde Kararnameler, torba yasalar, yönetmelik değişiklikleri ve tebliğler yoluyla sürdürülmektedir.

Bütün bu düzenlemeler; mesleki hakların kısıtlanması yoluyla, uzmanların sunduğu nitelikli hizmetlerin topluma ulaşmasını ve meslek mensuplarının yetkinliklerinin güvencesi olan meslek kuruluşlarının topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmesini engelleyecek koşulları oluşturmakta; mimarlık hizmetlerini, tasarım, uygulama, yönetim ve denetim boyutuyla merkezi politikaların bileşeni haline getirmektedir.

Planlama ve mimarlık uygulamaları yoluyla kentlerde yansımasını bulan siyasi düzen; ekonomik sürekliliğin sağlanması için sermayeyi kent topraklarına ve emlak rantına yönlendirmekte, kentlerin bütün olanaklarını seferber etmektedir. Tarihi kent merkezlerinin, doğal sit alanlarının ve taşınmaz kültür varlıklarının; sermaye ve finans odaklı politika hedefleri çerçevesinde yapılanması süreci ise saldırı ve çatışma ortamı nedeniyle zarar gören yerleşim yerlerinin dönüştürülmesi ile hız kazanmıştır.

Cumhuriyet devrimi ve genç Türkiye'nin modernleşme sürecinin simgesi olan mimarlık mirası yapılar; simgesel, kültürel ve mimari değerleri yok sayılarak dönüştürülmeye, yıkılmaya başlanmıştır. İller Bankası Binası, TBMM Halkla İlişkiler Binası, TBMM Camisi, Atatürk Kültür Merkezi gibi, yapıldıkları dönemin mimari tasarım ve yapım tekniklerinin yanı sıra çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin de yansıması olan yapılar yıkılarak yok edilmek istenmektedir.

"Anayasa Referandumu" ile güvenceye alınmak istenen bu karanlık süreçten çıkmak ve uygar bir gelecek için;

Demokrasinin güçlendirilmesi, yargı bağımsızlığının sağlanması, üniversiteler, meslek kuruluşları, sendikalar, sivil toplum kuruluşları gibi anayasal kurumlarla birlikte; akılcı, bilimsel ilkelere dayalı, katılımcı, kamusal ve mekânsal politika ve uygulamaların yapılması; temel insan hak ve özgürlüklerinin eşitçe, hiçbir ayrım, mahrumiyet ve kısıtlamanın yaşanmadığı sağlıklı ve güvenli bir çevrede kullanımının sağlanmasının zorunlu olduğunu,

Yapılı çevrenin sağlıklı ve kamu yararını gözeten politikalar çerçevesinde üretilmesi, tarihsel, kültürel ve doğal değerlerin, tarım arazilerinin ve orman alanlarının korunması, kent ve planlama politikalarının kamu yararına geliştirilmesi için Mimarlar Odası'nın, mimarların, kamu yönetiminin, yerel yönetimlerin, ilgili tüm kesimlerin ve kurumların, ülke adına ortak sorumlulukları çerçevesinde hareket etmeleri gerektiğini,

İnsanlığın ortak mirası olan mimari ve kültürel değerlerin, Cumhuriyet dönemi modern mimarlık mirası binaların tespiti; korunması ve gelecek nesillere aktarılması Devletin ve ilgili tüm kesimlerin sorumluluğu altında olup; yıkım sürecinin bir an önce durdurulması ve gerekli tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyulduğunu,

Toplumsal aidiyet ve kimlik duygularının sanatsal ve mekânsal ifadesi olan kamusal alanlara, geleceğin mirasını oluşturan yapılı çevreye nitelikli mimarlığın yansıtılmasının ve ülkenin tarih, kültür ve yaşam niteliğinin göstergesi olan mimarlığın, kamusal politikaların her düzeyinde yer almasının sağlanması gerektiğini,

Bu çerçevede ülkenin yaşanan bu karanlık dönemden çıkması; yeniden "adalet, eşitlik ve özgürlük" anlayışlarıyla buluşması için toplumsal dayanışmanın yalnızca gerekli değil temel koşul olduğunu,

Değerli kamuoyumuz ile paylaşıyoruz.

TMMOB MİMARLAR ODASI
Merkez Yönetim Kurulu